matkap_sesi • Fiyat/Kazık • Taksi • 13.08.2026 • 90 sn
Kent Meydanı’ndaki kitap fuarından çıkarken kendime gereksiz bir güven gelmişti. Bir stantta Bolu mutfağıyla ilgili kitaplara bakmış, yarım saat boyunca hiç almayacağım şeyleri incelerken görevliye de iki üç soru sormuştum. Sonra yan taraftan bir kitap daha aldım, çantama koydum. Kasadaki kız, yanında bir de kahve indirimi kuponu verdi. Ben onu kitabın arasına koydum, çünkü cüzdanıma koysam kesin kaybederim diye düşündüm. Bu düşüncenin ne kadar saçma olduğunu on dakika sonra anladım. Terminale geçecektim, meydanın kenarından taksiye bindim. Şoföre terminal dedim, arka koltuğa oturdum, kitabı da dizime aldım. Yolda annem aradı, “ne aldın yine?” diye sordu. Ben de sanki yıllardır yemek tarihi araştırıyormuşum gibi, Bolu’da sadece aşçılık değil mutfak kültürü de ayrı mesele falan anlatmaya başladım. Annem hiç etkilenmedi, “eve gelirken ekmek al” dedi kapattı. Taksinin içinde bir anda fazla ciddi konuştuğumu fark edip sustum. Terminale yaklaşınca cüzdandan para çıkaracağım diye kitabın arasına elimi attım. Parayı cüzdana koyduğumu biliyorum ama elim ilk önce kupona geldi. Üstünde de büyük harfle KAHVEDE YÜZDE ON İNDİRİM yazıyor. Ben bunu görünce beynim kısa süreliğine durdu. Şoför ücreti söyledi, ben de hiç bakmadan o kuponu uzattım. Gerçekten uzattım yani, elim kapının kenarına kadar gitti. Şoför kupona bakmadı bile önce, sadece elime baktı. Ben o iki saniyede niye elimde para olmadığını anlamaya çalışıyordum. Sonra kuponun üzerindeki fincan resmini gördüm. “Bu değilmiş” dedim. Şoför de “kahve içsem olurdu ama terminale geldik” dedi. Çok güldü diyemem, daha çok yorgun bir gülümseme yaptı. Ben cüzdanı açıp parayı verdim, inerken kitabı koltuğa bırakacak gibi oldum, son anda aldım. Terminalin kapısından girince kupon hâlâ elimdeydi. Normalde çöpe atardım ama o kadar utanmıştım ki kitabın arasına geri koydum. Şimdi kitabı her açtığımda önce kupon çıkıyor, sonra taksicideki o iki saniye aklıma geliyor.