Kayapınar’dan Yenişehir tarafına geçecektim, yağmur yeni durmuştu, asfalt öyle tam ıslak değil ama güven vermeyen bir parlaklıkta, kaskı taktım, motoru çalıştırdım, kendimi çok kontrollü hissediyorum ama bu cümleyi kurduğum an zaten insanın başına bir şey geliyor, Urfa Yolu tarafındaki ışıklara yaklaşırken önümdeki araba bir anda yavaşladı, çok sert değil, ama benim mesafem de çok iyi değilmiş, frene bastım, arka taraf hafif kaydı, o bir saniye var ya, insanın bütün sesi içine kaçıyor, düşmedim ama ayağımı yere öyle bir bastım ki dizimden yukarı bir sızı çıktı, kaskın içinde kendi nefesimi duydum, hatta önce başka biri konuşuyor sandım, meğer ben “tamam tamam” deyip duruyormuşum, arabadaki adam camdan baktı, kötü niyetli değil, sadece şaşkın, ben de başparmak kaldırdım, sanki her şey çok normalmiş gibi, halbuki kalbim tişörtün yakasına kadar gelmişti, ışık yeşile dönünce hemen hareket etmedim, arkamdaki biri korna çaldı, o an sinirlenecek halim bile yoktu, sağa çektim, motoru kapattım, bir süre eldiveni çıkarmaya uğraştım, eldiven çıkmadı, elim titriyordu çünkü, sonra telefonuma baktım, hiçbir bildirim yoktu, insan böyle bir şeyden sonra dünyanın durduğunu sanıyor telefon bile susmuş, biraz bekleyip tekrar bindim, bu sefer hızımı kendim bile sıkıcı bulacak kadar düşürdüm, eve varınca dizime baktım, pantolonda leke yoktu ucuz kurtuldum diye içimden geçirdim