yoltarifcisi • Karma • Otobüs • 22.08.2026 • 90 sn
Bir gün dolmuşta cam kenarında oturuyordum. Önümdeki çocuk telefonla konuşurken Üniversite tarafına geçeceğim de, nereden binsem? dedi. Karşı taraf anlatıyordu herhalde, çocuk da arada Tamam, tramvay mı otobüs mü bakarım artık diye cevap veriyordu. Bana sorulmuş gibi bir anda öne eğildim. Sen burada in, ana yola çık. Oradan üniversite tarafına giden bir şey mutlaka bulursun, dedim. Çocuk önce telefondan bana baktı, sonra tekrar karşısındakini dinledi. Ben de susmak yerine devam ettim. Tramvay bekleme bence. Biraz yürürsün ama daha rahat olur. Şu taraftan geçersen aktarmayla falan uğraşmazsın. Çocuk kibarca Sağ olun abi, dedi. Ben bunu gerçekten fikir istediği şeklinde anladım. Bir iki kez gittiğim yeri sanki her gün kullanıyormuşum gibi anlatmaya başladım. Yalnız ana yola çıkınca karşıya geçme işi var, onu da sorarsın. Orada herkes bilir zaten, dedim. Kendi kendime bile biraz karışık anlattığımı fark ettim ama toparlamak için daha çok konuştum. Çocuk bu sefer telefonunu kulağından indirdi, haritayı açtı ve ekranı bana doğru çevirdi. Arkadaşı konum göndermiş, nerede ineceğini de yazmıştı. Ekranda onun yolu dümdüz görünüyordu. Benim tarif ettiğim yol ise dönüp başka taraftan yaklaşıyor, üstüne bir de yürüyüş ekliyordu. Birkaç saniye ekrana bakıp Hee, tabii bu da olurmuş, dedim. Sonra kendi tarifime bakıp Benim dediğim de olur ama biraz dolaştırır galiba, diye ekledim. Çocuk yine çok nazik şekilde Yok, sağ olun, ben bakıyorum zaten, dedi. O anda bütün hevesim söndü. Kimse benden yol tarifi istememişti, ben sadece telefondaki iki kelimeyi duyup görev edinmiştim. Bir süre camdan dışarı baktım. Dolmuş her durakta yavaşladıkça, anlattığım yol gözümde daha da uzuyordu. İneceğim yere gelince kapıya yöneldim. Tam aşağı inerken çocuk arkamdan, sanki ayıp olmasın diye özellikle yumuşatarak, Siz yine de yakınmışsınız, dedi. Tarifimin yakınlığını mı kastetti, yoksa beni kırmamak için mi söyledi, o an anlayamadım. Ben de dönüp sadece İnşallah, diyebildim.