Otobüsün arka lastik üstünde düz yöne oturdum, bacaklarım uzun, önüm de boştu şöyle bi uzattım mis gibi yayıldım. Şöförün arkasındaki ters koltukta kırkbeş yaşlarında yakışıklı bir adam elinde telefon öyle ona bakıyor. Adam tam karşımda, gözümde de güneş gözlüğü olduğu için dedim şunu izleyeyim. Adam telefonda birşeyler yazıyor, başını anlamlı biçimde sağa sola çeviriyor bazen, bazen karşıya bakıp düşünüyor yine yazıyor, o öyle yazdıkça ben de kafamda başladım yazmaya, sevgilisine akşam rakı içerken neden ağladığını açıklıyor, en doğru kelimeleri seçiyor dedim, yok yaa bu kadın bunu terketmiş, adam gamlı görünüyor, çekiciliği de ondan kaynaklı zaten, neyse, kadına en zarif kelimeleri seçip şiir gibi yazmaya çalışıyor, o nedenle bir yazıp iki siliyor olmalı dedim… yok yaa bu adam güzel, bunun karısı bunu hayatta terketmez, bu öğretmendir, aruz vezniyle şiir yazmaya çalışıyor dedim, failatun uydurmak için de ufka dalıp kelime arıyordur. En sonunda ev sahibine kiranın bu kadar artamayacağını, isterse dava açmasını yazdığına karar verdim. O sırada güneşten rahatsız olup kalkıp yanıma yürümesin mi, yürüyüp de yanıma oturmasın mı .. allah dedim okurum bunun destanını dedim. Oturdu, güzel de kokuyordu neyse telefon elinde, benim heyecan dorukta, baktım kelime bulmaca oynuyormuş.