Hikâye Detayı

Metrobüste Şemsiye Açıldı

ıslakmontlufeylozof • Komik • Metrobüs • 20.05.2026 • 3 dk
Söğütlüçeşme’den metrobüse bindiğim sabah İstanbul yine kendi halinde değil, herkesle kavga eder gibiydi. Yağmur desen tam yağmıyor ama insanı ıslatıyor, rüzgar desen yüzüne yüzüne esiyor, metrobüs durağı desen zaten sabahları küçük bir insan seli gibi. Ben de elimde yarısı kırık bir şemsiye, omzumda laptop çantası, ayakkabımın teki su almış halde turnikeden geçtim. Daha girişte kartı okuttum mu okutmadım mı diye panik oldum, arkamdaki adam geç abi geçti dedi, ben de sanki hayatta ilk defa toplu taşımaya biniyormuşum gibi içeri yürüdüm. Söğütlüçeşme’den binenler bilir, araç boş gibi görünür ama herkes aynı anda iyi yer kapmaya çalıştığı için daha ilk dakikada küçük bir satranç başlar. Ben kapıya yakın durayım dedim, çünkü Zincirlikuyu’da ineceğim, ama İstanbul’da plan yapmakla metrobüste yer değiştirmek aynı şey değil, ikisi de genelde olmuyor. Uzunçayır’dan sonra kalabalık arttı, Altunizade’de ise bildiğin insan değil, gündemin tamamı bindi. Önümde takım elbiseli bir abi vardı, yüzünden belli, sabah toplantısına geç kalmış ve bunun suçlusunu henüz seçememiş. Arkamda börek poşetlerini göğsüne bastıran bir teyze vardı, sanki poşet değil aile namusu taşıyor. Yanımda da telefonla konuşan bir çocuk abi ben köprüdeyim, beş dakikaya oradayım diyordu, halbuki daha Altunizade’den yeni çıkmışız. Köprüye doğru gelirken tavandan önce tek tük, sonra daha kararlı şekilde su damlamaya başladı. İlk damla kimseye değmeyince herkes görmezden geldi. İkinci damla yere düştü, yine sessizlik. Üçüncü damla takım elbiseli abinin yakasına inince adam yukarı baktı ve araç akıyor dedi. O cümleyle birlikte metrobüste resmi kriz başladı. Arkadan biri abi şehir komple akıyor, araç ne yapsın diye laf attı. Başka biri şikayet edelim de bu sefer bulutları değiştirirler dedi. Tam böyle herkes homurdanmaya başlamışken yanımdaki genç çantasını açtı. Ben sandım mendil çıkaracak, çocuk minicik bir şemsiye çıkardı ve metrobüsün içinde şak diye açtı. O an bütün araç sustu. Gerçekten sustu. Sanki biri düğünde yanlışlıkla imam nikahı başlatmış gibi herkes ona baktı. Küçük bir çocuk annesine, anne burada da yağmur mu var dedi. Börekli abla hiç şaşırmadan oğlum biraz bana doğru tut, börek ıslanmasın” dedi. Takım elbiseli abi dayanamadı, kardeşim içeride şemsiye mi açılır dedi. Genç de son derece ciddi bir yüzle abi dışarıdan farkı kalmadı deyince metrobüs resmen patladı. İnsanlar gülmeye başladı, ama öyle kibar kibar değil, gerçekten içten güldüler. Bir adam Cevizlibağ’a kadar kiraya verir misin dedi. Bir kadın abonmana dahilse ben de istiyorum diye ekledi. Genç çocuk işi iyice sahiplendi, “hanımefendi börek koruma paketi ayrı ücretlidir” dedi. Abla da oğlum sen evlenmişsindir, bu pratik zeka bekar adamda olmaz deyince herkes ikinci kez güldü. Ben o arada Zincirlikuyu’ya geldiğimizi fark ettim ama inemedim. Hem kalabalıktan hem de açıkçası bu tiyatronun devamını merak ettiğimden. Mecidiyeköy’e kadar gittim. Yolda biri görüntülü konuştuğu eşine kamerayı çevirdi, bak bizim metrobüste özel iklim var dedi. Bir başkası istanbul’da artık kapalı alanda yağış başladı diye yorum yaptı. Genç çocuk şemsiyeyi biraz sağa biraz sola çeviriyor, börek poşeti, takım elbise yakası ve bir çocuğun kafası sırayla koruma altına alınıyordu. Mecidiyeköy’de inerken takım elbiseli abi çocuğun omzuna dokundu, kardeşim sabah sabah moral verdin bize dedi. Genç de abi valla ben sadece ıslanmayayım diye açtım, bu kadar büyüyeceğini bilsem bilet keserdim dedi. Ben dışarı çıktığımda yağmur hâlâ devam ediyordu, ayakkabım hâlâ su alıyordu, müdürden neredesin mesajı gelmişti. Trafik var yazdım. Çünkü metrobüste şemsiye açan çocuk yüzünden durağı kaçırdım desem kimse inanmazdı. O gün işe geç kaldım ama bütün gün sinirlenemedim. Çünkü İstanbul bazen sabah sabah insanın sabrını yer, sonra aynı kalabalığın içinde öyle saçma ama güzel bir sahne çıkarır ki bütün öfken erir. O minicik şemsiye kimseyi tam korumadı belki ama hepimizin kafasındaki yağmuru biraz kesti. O günden sonra metrobüste biri tuhaf bir şey yapınca hemen yargılamıyorum. Belki de şehrin ihtiyacı olan şey tam olarak o tuhaflıktır.
Şehrin diğer hikâyeleri
Sponsorlu Alan
Erilmez Lokum ve Şekerleme sponsorlu reklam görseli

Yorumlar

Yorumun moderasyon onayından sonra görünür.
0/420
Reklam
ENG Kıymetli Madenler reklam görseli