Samsun’da OMÜ tarafından tramvaya bindim Gar tarafına gideceğim hava kapalı Karadeniz havası işte yağacak mı yağmayacak mı belli değil içerisi çok kalabalık değildi kapıya yakın durdum önümde bir baba oğul vardı çocuk küçük en fazla altı yaşında elinde kırmızı oyuncak araba vardı babasının montuna yapışmış gibi oturuyordu ilk başta dikkat etmedim herkes gibi sıradan yolcu sandım sonra çocuk babasına annem bizi durakta mı bekleyecek dedi baba da evet oğlum az kaldı dedi ama sesi normal değildi böyle bir yorgunluk vardı ben o an çok anlamadım sonra çocuk birkaç dakika sonra yine sordu annem bu sefer geç kalmaz değil mi dedi baba camdan dışarı baktı geç kalmaz dedi çocuğun sesi masumdu ama adamın yüzü her soruda biraz daha düşüyordu ben bakmamaya çalıştım çünkü bazen insan başkasının özel bir anına fazla bakınca kötü hissediyor ama kulak ister istemez duyuyor Türkiş tarafına yaklaşırken çocuğun arabası yere düştü ben eğilip aldım verdim çocuk teşekkür etti sonra arabayı gösterip annem kırmızıyı sever dedi babası o anda gözünü kaçırdı işte orada içime bir şey oturdu yan koltuktaki kadın çocuğun ayakkabı bağı çözülmüş dedi baba eğildi bağladı çocuk yine annem arabamı görünce sevinir mi dedi adam sadece başını salladı hiç konuşmadı tramvayda garip bir sessizlik oldu kimse olayın ne olduğunu bilmiyor ama herkes bir şey olduğunu anlıyor ya öyle bir hava vardı bir genç kulaklığını çıkardı yaşlı bir adam gazetesini indirdi ben dışarı bakıyorum ama kafam onlarda Gar’a yaklaşırken babanın telefonu çaldı tamam abla geliyoruz dedi çocuk hemen annem mi diye sordu baba bu sefer annenin yanına gideceğiz dedi önceki gibi bekleyecek demedi yanına gideceğiz dedi o farkı ben de duydum çevredeki birkaç kişi de duydu kimse konuşmadı Gar’da indiler ben de inecektim dışarıda orta yaşlı bir kadın bekliyordu çocuk onu görünce koştu annem nerede dedi kadın eğilip çocuğun yüzünü tuttu hadi canım yanına gidiyoruz dedi ben daha fazla bakmadım açıkçası çünkü hastane mi vardı başka bir şey mi vardı bilmiyorum ama insan bazen bilmek istemiyor baba çocuğun elini tuttu kadın diğer elinden tuttu yürüdüler çocuk hâlâ arabayı sıkı sıkı tutuyordu ben bir süre arkalarından baktım sonra kendi işime gittim ama bütün gün o soru kafamda kaldı annem bizi durakta mı bekleyecek çocuklar bazı şeyleri anlamaz sanıyoruz ama bence hissediyorlar sadece başka türlü soruyorlar aynı soruyu tekrar tekrar soruyorlar belki cevap değişir diye belki de büyüklerin yüzüne bakıp bir şey anlamaya çalışıyorlar akşam geri dönerken yine tramvaya bindim aynı duraklardan geçtim ama bu sefer insanlar gözüme daha başka göründü biri telefonda gülüyordu belki kötü haber almamak için gülüyordu biri camdan dışarı bakıyordu belki ağlamamak için bakıyordu biri çocuğuna sıkı sıkı sarılmıştı belki gün içinde korkmuştu yani toplu taşımada herkes sadece yolcu değil bunu o gün anladım fazla büyütmeden söylüyorum insan bazen bir çocuğun sorusuna denk geliyor ve bütün gün susuyor Samsun tramvayı beni o gün Gar’a götürdü ama aklımı o kırmızı oyuncak arabada bıraktı