kırıkcetvel • Sinir Bozucu • Tren • 07.08.2026 • 90 sn
Bir arkadaşa uğrayıp Çaycuma’ya döneceğim gün, trene binmeden önce Maden Müzesi’ne de girdim. Bizim iş yerinde küçük bir etkinlik yapacağız, duvara eski gazete havasında birkaç şey hazırlamam istenmişti. Ben de internette rastgele görsel aramak yerine müzede sergilenen eski evraklara, ilanlara, fotoğraflara bakayım dedim. Telefonla bir sürü görüntü çektim. Kimi bulanık, kimi eğri, kimi de tam çekiyorum derken kendi parmağım kadraja girmiş. Çıkınca gar tarafına yürüdüm, biletimi de telefondan almıştım. Zonguldak’tan Çaycuma’ya giden trene bindim, cam kenarına geçtim. Yolun başında telefon yüzde yedi gösteriyordu ama ben yine de rahat rahat fotoğraflara bakmaya başladım. Eski başlıklardan birini deftere yazdım, sonra yazıyı çok büyük bulup sildim, sonra yeniden yazdım. Bir ara bilet kontrolü için görevli geldi. Ben de telefonun ekranını açıp QR kodu bulacağım diye telaşa girdim. Fotoğraflar, mesajlar, müze giriş ekranı, notlar derken yanlışlıkla eski bir belgenin fotoğrafını açtım. Ekranda soluk bir kâğıt, üstünde mühür gibi bir şey var. Görevli telefona baktı, sonra bana baktı. Ben o an bunu bilet diye uzattığımı fark ettim ama geri çekmeye de geç kaldım. Adam çok sakin bir şekilde bu müzeden mi dedi. Evet dedim, sanki suçüstü yakalanmışım gibi. Bilet değil o zaman dedi. Bilet değilmiş dedim, gereksizce ben de onayladım. Neyse ki QR kod hemen alttaymış. Bulup gösterdim, görevli okuttu, sorun çıkmadı. Gidince karşı koltuktaki kadın hafifçe gülümsedi, ben de defterimi kapatıp bir süre camdan dışarı baktım. Telefonun şarjı yüzde ikiye düşünce daha fazla kurcalamadım. Çaycuma’da arkadaşım beni peronda bekliyordu. Nasıl geçti müze dedi. Ben de güzel geçti de dönüşte görevliye bilet yerine sergi açtım dedim. O da hiç şaşırmadan, sen zaten telefonda ne varsa belge diye gösterirsin dedi. Akşam etkinlik için seçtiğim görsellere yeniden baktım, en düzgün fotoğrafın da o yanlışlıkla bilete uzattığım belge olduğunu fark ettim.